Çetmime bağlan
Görüntü temaları
Menü
Çetmi tarihi
Çetmi'nin haritası
Dergiler
Resimler
Defter
Forum
Rehber
Çetmim sohbet
Dosyalar
Yazılar
Şiirler
Gadın ebem
Linkler
İletişim
Konya siteleri
Programlar
Yeni üyeler
Son bağlananlar
Kayıtlar
Çetmim: 1047
Rehber: 260Sayıcı
26 Günlük
5 Bağlı
GADIN EBEM |
|
Ebeciğim… Benim gadın ebeciğim… Sana ne söyleyebilirim ki… Kelimeler boğazımda düğümleniyor, aklımdan hiç çıkmayan hatıralar beni bırakmıyor… Nereden başlamalı, seni nasıl anlatmalı bilmem ki… Çektiğin çilelerin her biri bir dağ olmuş adeta senin omuzlarına çökmüştü… En küçüğü kırk günlük olan yetimlerini Çetmi gibi bir yerde besleyip büyütme mücadelesinde kazınmıştı yüzündeki çile çizgileri… Sen ki, torunlarına da annelik eden biricik ebemizdin. “Oğlum, gülüm, guzum” diye hitap ettiğin tüm sevdiklerin şimdi yetim kaldılar. Daha ne diyeyim ebeciğim. Sen ve senin gibi mübarek kadınlar değil mi, ayaklarının altında Cenneti yaşatanlar… Bir Perşembe sabahı sabah ezanlarından önce ruhunu “Allah Allah” diyerek teslim edip gittin bu âlemden… Sevdiklerine kavuşma vaktin gelmişti… Mevlana, “ölüm gününü düğün günü” ilan etmiş… Senin ağaran saçların kınalanmıştı. Kınalı keklik gibi sektiğin dağlardan, yurdun ve yuvandan kınalanmış olarak ayrılıp gittin. “Beni mezarda onun kollarına koyun” derken, çocuklarının babasına, torunlarının dedesine kavuşma vaktini mi bekliyordun bilinmez. Bilinmez ama bizim bildiğimiz bir şey var ebeciğim. Sen yuvanı bir an için bile olsa asla terk etmedin. Hatıralarını yaşadığın eve bağlılığın, yuvana gösterdiğin sadakatin en güzel timsaliydi. Sevdiklerine kavuşma vakti gelip çatmıştı… Seni, kim bilir nerelerden derleyip tutam tutam ederek kuruttuğun güllerle beraber uğurladık. Mezara koyduğumuz noktada başının altına toprak yığdım yastık niyetine… Kabrine son topraklar atılırken ikindi güneşi yavaş yavaş aradan çekiliyor, mezarını gölge kaplıyordu… Bir gün sana kavuşacak olan bizlerde hüzünle yanından ayrıldık. Ayrıldık ama senden kopmak mümkün değil ebeciğim. Hatıraların ilmek ilmek yüreğimizde yaşıyor… Seninle yaşamaya devam ediyoruz her birimiz. Kimi zaman çalı içinden geliyorsundur, kimi zaman derede havarlar arasında kaybolup bakla topluyorsundur. Belkide suyun ardına gittin… Üzerine, simsiyah cemberine bakla yaprakları yapışmış bir vaziyette çıkagelirsin… Ali “ana bacağım” deyip ağlıyor bir köşede… Ahmet “nar, gız bi nar” deyip tutturuyordur. Ben “ayağı babışlı canavarları nasıl gördüğümü” anlatıyorumdur. Belki yelli belde, belki de dikmende, ya da Dabaklık’ta yavrularının yolunu gözlüyorsundur. Ziyaretine gelmiştir Mersin’deki ağanın çocukları, torunları… Ellerini öpmüşler duanı almışlardır… Tıkır İbrahim “teyze nasılsın” diyerek yanına çıkmıştır… Nurettin özel Anasının yanına gelmişken seninde hatırını sormuştur. Biricik kızın garip Eşşen yanındadır. Belki Mahmut dayım, Mehmet ya da Mustafa dayım hasretliğin verdiği acı ile sana kavuşma anının sevincini gözyaşı ile taçlandırmıştır. Senin dudaklarından hiçbir zaman eksilmeyen dualar dökülmektedir… Şükrü Mustafa “hala bir ihtiyacın var mı?” diyerek halini sormaktadır. Topçu Meyrem ve köyün diğer kadınları hiç ihmal etmedikleri ziyaretlerinden birini yapmaktadırlar… Belki de sen ebeciğim… Yapayalnız garip bir kuş gibi yuvanı beklemeye devam etmektesindir. Çok çok uzaklarda olan sevdiklerinden haber bekliyorsundur. Zaman zaman değnekle beraber çıktığın evden uzaklarda bir köşede dinleniyor, köyümüzün kadınları ile dertleşiyorsundur. Etrafını Konya’lardan gelen fotoğrafçılar sarmış her biri resimlerini çekmektedir. En son gece, üzerinde bembeyaz çiçekli elbiselerle öde beleninde görmüş seni torunun Sümeyye… Daha bir gençmişsin. Hiç konuşmamışsın. Ellerinden tutmuş ve köye doğru koşmaya başlamışsınız. Fakat ebeciğim senin ellerin tutmuyormuş… Meğer sen o esnada ahirete intikal etmişsin ebeciğim. Bir melek gibi uçup gitmişsin aramızdan. Torununun torununu gören sen, seni hiç göremeyen yeni torunlarınla birlikte ebediyen yaşayacaksın. Her an aramızdasın. Kapıdan giriverecek gibi. Yuvanda bekler gibi. Dua gibi, rahmet gibi, nur gibi… Mekânın Cennet, ruhun şad olsun ebeciğim. Kerim Bozdağ (23/11/2006)
|
Kenan imirzalıoğlu 